Nokta koyuyorum.Ünlem değil. Niçin mi? Çünkü, ben hayatımın her alanında pasif olmayı tercih ediyorum artık. Bu, enerji potansiyelinin var olmadığı anlamına gelmiyor. Elbet bir kıvılcım var harlanmayı bekleyen.
İki insanın anlaşarak susması beter bir şey mi emin değilim. Çok fazla derin, çok fazla. İki insanın karşılıklı, birbirleri hakkında bilmeleri gereken şeyleri tüm ayrıntılarıyla bilmeleri esaslı sonuçlar doğruyor. Buna insan nasıl üzülüyor, ama nasıl! Zaman kaybetmekte üstümüze yok.
Bazen aklıma geliyor; insan -diyorum, nasılda hor kullanıyor zamanını, yazık ediyor kendine ve çevresindekilere; ileri de çok pişman olacak bu besbelli. Sonra, ama yapacak bir şey de yok ki -diyorum. Var mı? Ne denli var? Şu an ne yapabilirim? Her an bir şey yapmak bir hak ama kullanmamak da bir hak, bu hakkı. Burada hayatımın her alanında pasif olmayı tercih etmem çok fazla etki gösteriyor. Pasif olmayı tercih etmiş bir insan niçin harekete geçsin ki? Gidiyor, ve ben arayıp, dur bir dakika -demiyorum.
Hayat akıp gidiyor. O da, ben gidiyorum -demiyor. İşte, “ İki insanın karşılıklı, birbirleri hakkında bilmeleri gereken şeyleri tüm ayrıntılarıyla bilmeleri esaslı sonuçlar doğruyor.” derken bundan bahsediyordum. İki taraf da: “Değme bana.” diyor. Değmiyorum, değmiyor.